F.Bahçe’nin ilacı “10 numara” almak değil...
Bir fikirdir Fenerbahçe… Büyüklük fikridir…
Meydan okumaktır…
Zoru başarmaktır... Tıpkı 3 Temmuz sürecinde başka kimsenin yapamayacağını yapıp son saniyeye kadar şampiyonluğu kovalamak gibi...
Zor camiadır Fenerbahçe, sevinci de hüznü de en uçlarda yaşar… En ufak kıvılcımın krize dönüşüp alevlerin dört bir yanı sarması an meselesidir.
Taraftarı sadıktır, âşıktır. Duygularını en yoğun haliyle yaşar, en ateşli şekilde gösterir... Sevgisi de boğar öfkesi de…
FORMAYA SAYGI ÖPEREK DEĞİL TERLE OLURHayal kırıklığı o kadar güçlü olur ki belki kazandığı zamandan daha çok, takım kaybettiği zaman yorumcuları, spor programlarını takip eder. "Fenerbahçe nasıl kurtulur" programları reyting rekorları hep.
Ve G.Saray derbisinde "çaktırmadan" oynayan 20 milyon euroluk ön liberosu, kırmızı kart görünce, sırf armayı öptü diye yelkenleri indirmez o taraftar. "Suya sabuna dokunmadı ama olsun formasını öptü" demez…
Çünkü bilir ki o armayı onurlandırmanın asıl yolu yenilgiye isyan etmekten, topu ısırmaktan geçer.
Bilir ki formanın hakkı terletilerek verilir, öperek değil...
Sadece sahada o formayı terletenlerle de bitmez iş…
Fenerbahçe kadrosu kurmak çok hassas iştir. Ciddi planlama ister, kadro mühendisliği ister.
7-8 "düz oyuncuyla" oynamaz Fenerbahçe…
Ona yakışan "aman vermemek"tir. "Aman demek" değil…
"Problem çözme" becerisi olan, sorumluluk alan yıldızları yoksa işlemez hiçbir sarı-lacivert sistem…
F.BAHÇE FORVETİ OLMAK ISSIZ ADAYA DÜŞMEK GİBİTek bir efektif golcü alternatifi edinmeyip 150 milyon euroluk kadronun yarısını, karbon kağıdı defansif orta sahalarla doldurmak hatasını kaldırmaz, F.Bahçe'de kadro mühendisliği...
Kuru bir CV haline gelmiş Krasic'e, üstelik hoca "Benim tercihim değildi" dediği halde 10 milyon Euro vermeyi de…
Yoktan var edip duran forvetin "Yapayalnızım… 2-1 gerideyiz, maç bitmek üzere ama kimse ileri gelmiyor" diye isyan ediyorsa…
Yalnızlık birimi "F.Bahçe'de forvet olmak" halini alıyorsa…
En büyük rakibinin karşısına, kulübede tek forvet olmadan çıkmaya mahkumsan…
Öne gidemiyorsan, üretemiyorsan…
Rakibi ısıran, topu adeta koparıp alan bir orta sahadan mahrumsan…
Ortada ciddi bir mühendislik hatası var demektir…
Peki çare mi?
Defalarca yazıldı, çizildi. Ya "2013 sürümü Alex" ya da Sow'un yanına ikinci bir gol ayağı… Hedef santrafor tipinde bir yardımcı… Meireles-Topal-Baroni üçlüsünden, daha kolay maçlarda sadece birini, risk arttıkça da maksimum 2'sini bir arada oynatmak. Kanatlara en az bir üretken alternatif bulmak… Her yönüyle ön görülebilir olmaktan çıkıp bazen de şaşırtmak.
EN BÜYÜK TRANSFER KAFAYI DEĞİŞTİRMEKTİR…Ama istediğin transferi yap… İstersen 10 tane 10 numara al…
Hem vizyonun hem de sahada performansın büyük olmadıkça yani "büyük düşünüp büyük oynamadıkça" ne fayda?
Sahanın merkezine kimi koyarsan koy… Stratejinin merkezine cesareti yerleştirmedikçe, gerçek bir 10 numara gibi kazanmayı, birkaç hamle sonrasını düşünmedikçe, hiçbir 10 numara merhem olmaz yarana.
Bir büyüklük fikridir zira Fenerbahçe…
Küçük düşünerek küçük düşürülemez…
Meydan okumaktır…
Zoru başarmaktır... Tıpkı 3 Temmuz sürecinde başka kimsenin yapamayacağını yapıp son saniyeye kadar şampiyonluğu kovalamak gibi...
Zor camiadır Fenerbahçe, sevinci de hüznü de en uçlarda yaşar… En ufak kıvılcımın krize dönüşüp alevlerin dört bir yanı sarması an meselesidir.
Taraftarı sadıktır, âşıktır. Duygularını en yoğun haliyle yaşar, en ateşli şekilde gösterir... Sevgisi de boğar öfkesi de…
FORMAYA SAYGI ÖPEREK DEĞİL TERLE OLURHayal kırıklığı o kadar güçlü olur ki belki kazandığı zamandan daha çok, takım kaybettiği zaman yorumcuları, spor programlarını takip eder. "Fenerbahçe nasıl kurtulur" programları reyting rekorları hep.
Ve G.Saray derbisinde "çaktırmadan" oynayan 20 milyon euroluk ön liberosu, kırmızı kart görünce, sırf armayı öptü diye yelkenleri indirmez o taraftar. "Suya sabuna dokunmadı ama olsun formasını öptü" demez…
Çünkü bilir ki o armayı onurlandırmanın asıl yolu yenilgiye isyan etmekten, topu ısırmaktan geçer.
Bilir ki formanın hakkı terletilerek verilir, öperek değil...
Sadece sahada o formayı terletenlerle de bitmez iş…
Fenerbahçe kadrosu kurmak çok hassas iştir. Ciddi planlama ister, kadro mühendisliği ister.
7-8 "düz oyuncuyla" oynamaz Fenerbahçe…
Ona yakışan "aman vermemek"tir. "Aman demek" değil…
"Problem çözme" becerisi olan, sorumluluk alan yıldızları yoksa işlemez hiçbir sarı-lacivert sistem…
F.BAHÇE FORVETİ OLMAK ISSIZ ADAYA DÜŞMEK GİBİTek bir efektif golcü alternatifi edinmeyip 150 milyon euroluk kadronun yarısını, karbon kağıdı defansif orta sahalarla doldurmak hatasını kaldırmaz, F.Bahçe'de kadro mühendisliği...
Kuru bir CV haline gelmiş Krasic'e, üstelik hoca "Benim tercihim değildi" dediği halde 10 milyon Euro vermeyi de…
Yoktan var edip duran forvetin "Yapayalnızım… 2-1 gerideyiz, maç bitmek üzere ama kimse ileri gelmiyor" diye isyan ediyorsa…
Yalnızlık birimi "F.Bahçe'de forvet olmak" halini alıyorsa…
En büyük rakibinin karşısına, kulübede tek forvet olmadan çıkmaya mahkumsan…
Öne gidemiyorsan, üretemiyorsan…
Rakibi ısıran, topu adeta koparıp alan bir orta sahadan mahrumsan…
Ortada ciddi bir mühendislik hatası var demektir…
Peki çare mi?
Defalarca yazıldı, çizildi. Ya "2013 sürümü Alex" ya da Sow'un yanına ikinci bir gol ayağı… Hedef santrafor tipinde bir yardımcı… Meireles-Topal-Baroni üçlüsünden, daha kolay maçlarda sadece birini, risk arttıkça da maksimum 2'sini bir arada oynatmak. Kanatlara en az bir üretken alternatif bulmak… Her yönüyle ön görülebilir olmaktan çıkıp bazen de şaşırtmak.
EN BÜYÜK TRANSFER KAFAYI DEĞİŞTİRMEKTİR…Ama istediğin transferi yap… İstersen 10 tane 10 numara al…
Hem vizyonun hem de sahada performansın büyük olmadıkça yani "büyük düşünüp büyük oynamadıkça" ne fayda?
Sahanın merkezine kimi koyarsan koy… Stratejinin merkezine cesareti yerleştirmedikçe, gerçek bir 10 numara gibi kazanmayı, birkaç hamle sonrasını düşünmedikçe, hiçbir 10 numara merhem olmaz yarana.
Bir büyüklük fikridir zira Fenerbahçe…
Küçük düşünerek küçük düşürülemez…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder